Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi Resmi Web Sitesi
ANA SAYFA HABERLER FOTO GALERİ KADROMUZ ETKİNLİKLER BİLGİ YARIŞMASI İLETİŞİM
Yarışma Girişi
Yarışma bölümü okullar açılana kadar kapanmıştır.
Ana Menü
Atatürk Köşesi
Okulumuz
Faaliyetlerimiz
Vizyon-Misyon
Başarılarımız
Onur Kurulu
Etkinliklerimiz
Rehberlik Hizmetleri
Okul Aile Birliğimiz
Eski Müdürlerimiz
Okulumuzdan Haberler
Makaleler
Öğrenci Çalışmaları
Öğrenci Meclisi
Bilgi Edinme
İletişim Bilgileri
Haber Arşivi
Ankete Katılınız
FOTOĞRAF SERGİMİZ
ESMÂÜ'L- HÜSNA
10 DİLDE KURAN-I KERİM
Kuran-ı Kerim Dinlemek için tıklayınız
BİLGİ YARIŞMASI BÖLÜMÜ
En Başarılı Öğrenciler
En Son Yarışanlar
Yarışma İstatistikleri
Yıllara Yarışma Sonuçları
MEZUNLARIMIZ
DİĞER
Yararlı Programlar
Yararlı Linkler
Eğitici Oyunlar
Ziyaretçi Defteri Oku
Ziyaretçi Defteri Yaz
Yayın Ekibi
Eyüp Sultan
Video Arşivi
HEYECANIMIN MEYVESİ
06.11.2008 

Deniz kenarı benim sıkıntılarımı alan tek yer. Annemden sonra en çok konuştuğum belki de kendimden geçip dudaklarım ağrıyıncaya kadar dertlerimden bahsettiğim yegâne dostum işte bu dalga yuvası. Söyler misin bana masmavi dermanım, ben bir öğretmen miyim ya da olabilir miyim? Dur… Sen zahmet etme, ben söyleyeyim. Hayır… Hayır. Duysunlar beni evet sen de duy en uzaktaki dalgan bile duysun hayır…

Hatırlıyor musun ilk öğretmenliğe başladığım günü? Ne kadar heyecanlıydım… Koşa koşa gelmiştim, öğrencilerimin verdiği çiçekleri göstermiştim sana. Sense hırçındın, dalgalarından kıyıya akseden rüzgâr çiçeklerimden birini almıştı benden. O zaman sana çok öfkelenmiştim, sen benim için önemliydin ama o çiçekler daha değerliydi. Kızma ne olur? Çünkü onlar benim ilk heyecanlarımın meyvesiydi. Evde bir vazonun içinde saklıyorum. Hala duruyorlar mı diye sorma. Yapraklar, çiçekler tıpkı benim gibi her gün tek tek döküldüler. Oysa ben hep öyle yemyeşil, rengârenk kalacaklarını sanmıştım. Şimdi ise benim gibi sadece sapları kaldı vazonun içinde. İnanmayacaksın ama o saplara da gözüm gibi bakıyorum.  

Engin sularına bakınca benim bu halimin ne zaman son bulacağını düşünürken boğulduğum deniz… Anımsıyor musun, sana her geçen gün gelişimde heyecanlarımın alev aldığını söyleyip durdum. Sen bile söndüremedin bu yangını. Şimdi kor haline gelen bu heyecanlardan ilk günkü gibi taze bir meyve alabilir miyim?

Öğretmen dediğin öğrencisini kendine çekebilmeli. Aynı benim gibi deme çünkü dalgalar bir yandan çekerken diğer yandan da o aldığını iter. Ben ise karşılıksız bir şeyler vermek istiyorum yüreğimin en derin köşesinde sakladığım incilere. Onları her gün daha bir parlatmak arzusunu güdüyorum. Onların abisi, babası olmak kendimden bir şeyler katmak adeta benliğimi kaybedercesine çabalamak istiyorum. Böylesine kuvvetli bir arzu niye benim irademi harekete geçirmiyor? Dalgalarından sıçrattığın suların sebebi, sende umursamadığım hissiyatını uyandırmasıysa bil ki bunun için senden bile vazgeçerim. Evet korkuyorum. Yaşlı kalbimin yeniden heyecan kıpırtısıyla atmamasından korkuyorum. Ayrıca bugün pek bir durgunsun. Yoksa sende benim gibi ihtiyarladın mı?

Bıktın mı sende her gün beni görmekten? Yine benim kuruntum mu yoksa? Ama biliyor musun ki bugün bir kız benimle dertlerini paylaştı. İçini döktü bana, çaresizliğiyle yardım istedi benden. Tuhaf oldum kızı dinlerken, gözlerimin yaşarmaması için kendimi zor tuttum. “Öğretmenim” derken pek bir içten söylüyordu. Sanki her gün yüz binlerce öğrencinin öğretmenine seslenirken kullandığı basitleşmiş bir sözcük değildi. Anlamlıydı, duyguluydu, sevgi doluydu; her şeyden önce bu mesleği seçmiş olan insana bu uğurdaki görevini, amacını hatırlatıyordu. “Öğretmenim” yani benim öğretmenim. Bu sözcük her öğrencinin ağzında söylendiğinde sadece onun öğretmeni olmamı sağlıyordu. Ne dersin sırdaşım ben bir öğretmen olabilecek miyim? Yoksa yine boş hayaller içinde mi dalgalanıyorum?  

Saat iyice geç oldu. Uykun mu geldi ne, saatlerdir bu kulak dalga sesine hasret kaldı. Hava iyi ki karardı, yoksa ağladığımı görmeni istemezdim. Şimdi gidiyorum, ama anlaşılan sen benim daha çok derdimi dinleyeceksin.

Hey! ... Hey koskoca gemileri üstünde taşıdığın gibi bir de benim derdimi yüklenen deniz. Yoksa aylardır uğramıyorum diye dargın mısın bana? Ama inan sakladığım o çiçek saplarının vazosunun bile tozlarını daha dün akşam aldım. Sana bir sürprizim var. Dalgalarını yavaş hareket ettir ve beni iyi dinle, artık ben bir öğretmenim. Evet, doğru duydun ben öğretmenim. Ellerin neden arkanda saklı diye sorma. Çünkü sana onları göstermekten korkuyorum. Ama bana söz ver görünce heyecandan dalgaların rüzgâr yapmasın. İlk günkü gibi heyecanlarımın meyvesini almana izin vermeyeceğim. Bak… İşte, incilerimin rengârenk çiçekleri. Kızma ama her akşam koklamama rağmen bu kokuyu senden daha çok özledim…                                       

 

Yazan:[A12-A Şükriye]
Okunma Sayısı:369
[Geri Dön]